reklam

Beyninizin Yarattığı Sekiz Yanılgı

/ 3 Aralık 2019 / 328 views / yorumsuz
Beyninizin Yarattığı  Sekiz Yanılgı
reklam

Beyninizin Yarattığı Sekiz Yanılgı  davranışçı teoriye göre otomatik düşüncelerimiz erken yaşam deneyimlerimizle oluşur ve tüm yaşamımız boyunca etkisini gösterir. Bilenler için biraz Freud’un bilinçaltı teorisini de andırıyor. 0-6 yaş döneminizde bilinçaltınıza yerleşen düşünceler (kök veya çekirdek inançlar) bütün yaşamınız boyunca kendini gerçekleştirmeye devam eder. Ta ki siz onları fark edip, sözüm ona, hack’leyene kadar. Ve yine bir kez daha ortaya çıkıyor ki farkındalık her şeydir! Otomatik düşüncelerinizin farkında olmak ise oto pilotta giden hayatınızın dümenini bilincinizle elinize almanızdır.

O nedenle, gelin bakalım zihnimiz ne gibi otomatik bilişsel yanılgılara düşebiliyormuş… Bilişsel davranışçı teorinin dile getirdiği gibi bilişsel çarpıtmalarımız neler olabilirmiş bir bakalım… Bakalım ki, bu daima yanlış yolla sonuçlanan kestirme yolları artık tercih etmeyip hayatımızın dümenini kendi elimize alabilelim.

Zihin okuma

En popüler ve en çok sevilen yanılsamalardan biri “zihin okuma”dır. Diğer insanların düşüncelerini bildiğimiz ve diğer insanların da bizim düşüncelerimizi bildiği inancıdır. Bir başkasının veya başkalarının ne düşündüğünü varsaymak.

İki yönlüdür ve örnekleriyle zihnimizden geçen cümleler şunlardır: “Bunu ona söylememe gerek yok. O zaten bunu biliyor.” Bizi en çok hayal kırıklığına uğratan yanılsamadır.
İkincisi ise, “Kesin şunu demek istiyor.
Hayır, ne o kişi siz söylemediğiniz takdirde sizin bildiğinizi bilebilir, ne de siz karşınızdaki size söylemediği takdirde onun ne düşündüğü hakkında kesinliğe sahip olabilirsiniz. O nedenle en iyi yol, varsaymayı bırakıp sormak ve söylemektir.

Kişiselleştirme

Bazı insanlar her şeyi üstüne alınır. Diğer insanların kendini kötü hissetmesi, hatta havanın kötü olması bile onların suçudur. Zihnimizdeki cümlesi; “Benim yüzümden”, “Bu benim suçum.

Hayır, emin olun herhangi bir olaydaki tek parametre asla, hiçbir zaman sadece siz değilsiniz. Bu mümkün değil. Çünkü birliğin içinde bulunuyorsunuz, hep beraber hareket eden bir kainatın parçalarıyız her birimiz. “Yanlış, hata, suç” kavramlarına da daha derinden baktığımızda da çoğu zaman yanlış diye hissettiğimiz şey size ya da olayın içindeki diğer kişilere bir ders, bir öğreti olabilir ve bir güce dönüşebilir. Aslında olmakta olan, olması gereken şeydir ve doğada suç ya da suçlu yoktur. Bu sadece zihnimizin bir yanlış değerlendirmesidir.

Olmalı

“Olmalı” bir emir kipidir. Dayatmacılığı ve reddedilemeyecek bir şeyi belirtir. –meli, -malı’lar kişiye bir hapishane inşaa eder. Zihin ne yapacağına, neler yapabileceğine veya diğer alternatiflerin neler olabileceğine değil, kesin olarak ne yapmaması, ne olmaması gerektiğine odaklanır: “Başarılı olmalıyım”, “Bu konuda asla hata yapmamalıyım.

Sanırım bu konu da esneklikle ilgili; esnek olmadığımız her an, kırılmaya mahkumuz. Çünkü doğaya bir baksanıza… Ne demek istediğimi bence anladınız.

Ya olursa?

Olmayan veya olmayacak şeylerle ilgili kaygılanmaktır. Her durumda o durumun içerdiği küçük olumsuz olasılıkları sorarak garanti aramadır: “Ya uçak düşerse?” “Ya kalp krizi geçirirsem?

Kaygı zaten olana veya olacağa güvenememekten gelir. Emin olma arzusu doğurur içeride. Sanırım burada hatırlanması gereken şey şudur: “Ne zaman her şeyden emin olabilirsin ki?” Hiçbir zaman. “Bu sorularının cevaplarını kim kesin olarak bilebilir ki?” Hiç kimse. Öyleyse bunlar mantıksız sorulardır, hepimizin zaman zaman sorduğu ve kaygı geliştirdiği, hiçbir zaman fayda getirmeyen sorular…

Etiketleme

Kendisini ve diğer insanları bir davranış veya tutumdan ötürü belli bir özellikle tanımlayıp diğer özelliklerini unutma: “O böyle biridir ve hep aynı şekilde davranacaktır.

Oysa senin de milyonlarca kez değiştiğini, farklı durumlarda, farklı insanlara karşı farklı davrandığını unutma. Aslında olan şudur: 1 dk. önce tanıdığın kişi, 1 dk. sonra aynı kişi değildir. Hepimiz her an gelişir ve değişiriz ve farklı durumlarda farklı davranırız.

Aşırı genelleme

Tek olaydan çıkarak genel sonuçlara ulaşma. Bir sınavdan kötü not alınca: “Ben zaten hep başarısızım.
Eskişehirli biri ile tanışır ve dolandırılır: “Bütün Eskişehirliler dolandırıcıdır.
Bir kez yemek yapar ve tadı istediği gibi olmaz: “Benim yemeklerim kötü olur.

Bu noktada sonsuz olasılıklar okyanusu içinde yüzdüğümüzü hatırlamak faydalı olacaktır. Bir kez olan, bir daha kesin olacak ya da artık hep öyle olacak anlamına gelmez. Bir dur bakalım, bu hayatta öyle, “her şey mümkün” ki , öyle “bugün iyi dediğin yarın kötü, bugün talihsizlik dediğin yarın talih, bugün elde edemediğin için tüh dediğin şey, yarın şükre dönüşür” ki, sen bile anlayamazsın. Bırak hayat seni şaşırtsın!

Size aşırı genelleme ile gelen ve genellemesine mutlak şekilde inanan birine içinizden şunu söylemek gelebilir: “Hayır canım, inan o işler bildiğin gibi değil.

Mükemmeliyetçilik

Her şeyde mükemmel olma isteğidir, elbette standartlar yükseldikçe başarı şansı düşer ve kişi yetersiz, mutsuz hissetmeye başlar. “Mükemmeliyetçilik” huyunun nasıl bir illet olduğunu zaten biliyorsunuzdur (zihin okuma). Yine de iki çift laf etmem gerekirse, “ZATEN MÜKEMMELİZ” ve bunu yürekten inanarak söylüyorum. Olduğumuz hal her nasılsa, evren için nadide (unique) bir değere sahip. Olduğumuz hal ile yaptığımız her şey de bu mükemmellikte! Hepimiz ve her şey mükemmel. Eğer pratik yaparak bir konuda mükemmelleşiyorsanız bu da mükemmel ve zaten olması gereken; eğer tembellik yapıp yatıyorsan, işte emin ol bu da mükemmel çünkü düşünce sistemin, mizacın, seni o ana getiren şartlardaki her bir detay, senin tembellik yapmayı seçmen içindi ve sen başka bir şeyi seçemezdin. Deneyimle, deneyimle ve öğren. Öğren ve büyü… Sadece akılla, bilgiyle değil, deneyimle, idrak ederek öğren neyin ışık neyin karanlık olduğunu.

Pireyi deve yapma

beyninizin, zihin oyunları

Hemen felaket dolu sonuçlara atlamadır. “Felaketleştirme” olarak da anılır. Mesela, ağaçtan bir fındık düşer başına, gökten taş yağıyor zanneder. Veya başında şişlik olacağını, hatta beyin kanaması geçirebileceğini düşünür.

Unutmayalım, neye inanırsak ona dönüşürüz ve dönüşür yaşamlarımız. Neye inanıyorsak ondan başka bir şey yaşamamız mümkün değildir, çünkü kainatın çalışma prensibi böyle… O bir ayna, yalnızca sana seni gösteren… Kainatın, yaşamın görevi bu, sana seni göstermek ve böylelikle senin kendini tanıman, bilmen… Önce aynada yansıyan sanrılarını gör ve temizle, ardından hakikatine doğru açılacaktır kapı.

 

Dilek Cantimur

Kaynak: https://www.uplifers.com/zihnin-oyunlarini-fark-etmek-beyninizin-yarattigi-8-yanilgi/